31 Ağustos 2011 Çarşamba

Antu ve İnsanlık ?



Hani bazen insanın kanı donar ya,inanmak istemezsin. Bugün trabzonspor tesislerinde yangın çıktı ve haberlere bakıyodum antu.com'a da bakmak istedim,aslında biliyordum gelebilecek tepkileri ama insanların bu bayram gününde! ki sorsan hepsine müslüman,milliyetçi vatanperver insanlar! onların hepsinin geçmişini sikeyim. Gerçekten bu kadar olmaz,bu seçtiklerim sadece 2 sayfalık bir bölüm,bu satırları yazdığımda 7 sayfa yazı vardı,aralarında iyi niyetli insanlar var onların yorumu da 'cana gelmesinde mala gelsin,bunu hakediyolar' Bu yani,bu yorumu insiyatifli olarak gördüğüm bir forumdan bahsediyorum,bir insan topluluğundan bahsediyorum.Gerçekten acı verici,beddua topicleri mi dersin ne ararsan var. Bu konu hakkında lucarelli-breitner.blogspot.com ' da ozan abi de bi yazı yazmıştı,ben onun kadar sert girmiyorum fakat yani bu kadar da insanlıktan çıkılmaz. Her toplulukta var bu tip adamlar ama gerçekten ben bu kadarını bir araya toplayan bir arma da görmedim yani. 10 insandan sadece 2si 3ü aklı selim,diğerlerinin hepsi bu kafada. Diyorum empati yapayım.Bu süreç zor bir süreç ama bu kadarını da yapabileceğimi sanmıyorum. Gerçekten yazık,bu insanlarla aynı toplumda yaşadığım için utanıyorum kendimden ve tiksiniyorum.

resmi büyültmek için üzerine tıklamanız yeterli.

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Avrupanın Golcüleri Formda


Avrupada bu hafta bol gollü maçlara ve golcülerin üstün performanslarına tanıklık ettik.Almanya,ingiltere ve ispanyada golcüler şov yaptı desek yanlış olmaz herhalde.

İngilterede bu hafta Manchester kenti Londra'ya acımadı.Haftanın en flaş sonucunda Manu Arsenal'i sahasında 8-2 ile geçerek tarihin en farklı galibiyetlerinden birini aldı.8 gollü galibiyette Rooney 3 golle en büyük katkıyı yapan isim oldu.

İngilterenin diğer bir maçında Tottenham White Hart Lane'de Manchester City'e 5-1 kaybederken maçın yıldızı 4 gol atan Dzeko idi.

La Liga'nın ilk haftasında Real Madrid Zaragoza'yı 6-0 ile geçerken gollerden 3 tanesi Ronaldodan geldi.Valencia'lı Soldado da sezona iyi başlayan isimlerden.Santander maçında biri kendi kalesine olmak üzere 4 gol attı.Aynı şekilde Sevilla'lı Negredo ve Sociedad'lı Aggitetxe attıklar ikişer golle takımlarına galibiyeti getirdiler.

Almanyada ise Gomez'in 3 golü Bayern Münich'e 3 puan getirdi Kaiserslautern deplasmanında.

Arsen Wenger'in Ruh Hali #2


Bundan 13 gün önce Arsen Wenger'in Ruh Hali diyerekten bloğa bir yazı düşmüşüz.Fabregas gitmiş,Nasri'nin de eli kulağındaydı.Udinese ile şampiyonlar ligi ön elemesi ilk maçı oynanacaktı.Taraftar Fabregas'ın gidişinden dolayı kızgın,futbol kamuoyu ise Arsenal'in büyüklüğünü sorgular vaziyete gelmişti.Anlayacağınız Wenger'in ruh hali hiç iç açıcı değildi.


13 gün sonra bugün Old Trafford'da 8-2'lik mağlubiyet geldi.Nasri City'ye gitti.Geçen haftada evlerinde Liverpool'a mağlup olmuşlardı.Lige şampiyonluk parolası ile başlayan Arsenal 3 maç sonunda 1 puan alabildi.Londra'nın kuzeyinde Arsen Wenger için beyaz mendil sallanmaya başladı.Reisin başı çok ağrıyacak belli.


Udinese ile oynanan ön eleme maçını izlediğim vakit Arsenal'in çok sıradanlaştığını gördüm.Fabregas'ın gidişi ile takımda kalite seviyesini yükseltecek tek bir adam bile kalmamış.Son on yılda transferden 300 milyon avroyu kasaya koyan Arsenal'in artık bu parayı harcama vakti geldi.Yalnız Wenger maç sonu olursa olur olmazsa bu takımla devam edeceğiz minvalinde bir açıklama yapmış.Yani kesemize uygun olursa alırız demeye getirmiş.

Arsenal'in bu iç karartıcı ruh halinden kurtulması için şok transfer yöntemi izlemesi şart.Yapacağı transferler ile büyük takım olduğunu tekrardan herkese hatırlatmaları gerek.Bence Arsenal'de sorun transfer yapmamak değil eldeki oyuncuların bu takımdan gitmek istemesi.

Şöyle bir piyasaya baktığım vakit kimler alınabilir diye üç isim bu takımı yeniden hayata döndürebilir diyebilirim.Tevez-Hazard-Sneijder kombinasyonu bu sorunu çözer.Tevez ingilterede oynamak istemesede ikna edilemez değildir.Manu-Sneijder flörtünde Arsenal kasasını konuşturabilir.Hazard ise her şartta alınır.Bu şartlar altında ağır koma halinde olan Arsenal'in kurtulma şansı var.Ama bu üçlü içinde yaklaşık 70-80 milyon avro buhar olur.Yani Wenger'in sevmediği işler bunlar.Fakat o da görüyorki Şeytan'la Frimponglarla,Jenkinsonlarla,Coquelinlerle baş edilmiyor.Görüyorda kafasındaki plan ne ilerleyen zamanlarda bizde göreceğiz.

28 Ağustos 2011 Pazar

Madrid Cephesindeki Homurdanmalar


Nuri'nin sakatlığı geçmiş hatta galatasaray maçında oynaması beklenirken tekrardan sakatlanması Madrid halkında çatlak seslerin yükselmeye başlamasına sebep oldu.Bu seferki sakatlık başka.1.5 ay kadar oynamayacağı söyleniyor.Sağlıklı bir Nuri'nin sahalara dönmesi 2 aydan fazla sürecektir.Mourinho'nun canını sıkan bir gelişme olsa gerek.Lassana'nın gidecek olması ve Gago'yu satış listesine koymaları ile Xabi Alonso'nun tek partneri Khedira kaldı.Khedira'nın Barcelona maçlarındaki madara oluşunu hesaba katarsak Nuri'nin oraya yerleşmesi kesin gibiydi.Fakat bu sakatlık Mou'nun Nuri'yi oraya hızlı bir şekilde monte etmesini uzun bir süre daha erteleyecek.Madrid halkının Nuri transferinden memnuniyeti ve büyük beklentileri olsada ezeli rakibin Fabregas'ı alması ve yine Barcelona'ya boyun eğilmesi onları daha  da sabırsız yapmaya başladı.Bu sakatlık Mourinho kadar Nuri'yi sabırsızlıkla bekleyen Madrid halkı içinde bir hayal kırıklığı olmuş durumda.


Hamit'in durumu daha zor.Zaten Madrid halkı onun niye alındığını sürekli sorguluyor..Birde üstüne takıma sakat olarak transfer olması ona olan eleştirelerin daha yüksek sesle çıkmasını sağladı.Shuster'in de çıkışıyla verdiği gazı hesaba katarsak İyileştiği süreçte rekabetin tam ortasında bulacak kendisini.Üstüne birde toparlanma sürecini hesaba katarsak...Şimdiden bu topraklarda vatana dönüş haberleri yapılmaya başlandı.Çok sağlam bir şekilde dönüp,kendisini ispatlaması lazım.Yoksa Madrid semalarında tutunması zor.Yinede sağlıklı olduğu takdirde kendisini kanıtlayabileceğini düşünüyorum.Robben-Ribery-Schwenstiger rekabeti ona çok şey katmıştır.İşi çok zor ama Hamit zaten zoru sever.

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Hareketleri Kes!


İşte bu türk spor basının zirve noktasıdır.İşte bu bir güruhun üzüntüsünden faydalanmanın en açık örneğidir.İşte bu bir toplumun içinde bulunduğu kötü durumdan faydalanmanın en şerefsizce yönetemidir.İşte bu türk spor basının içler acısı halini açık seçik gözler önüne seren bir utanç tablosudur.

Aykut Kocaman ve futbolcuların dünkü yaptığı basın toplantısından fenerbahçelilerin çıkaracağı en önemli dersin gidip bir taraftar kart almak olduğunu düşünecek olursak bu ülkemin güzide gazetesinin böyle bir haber yapmasına şaşırmamak gerek.Muhtemelen bu haberi yaparken ''her taraftar kart almaya giden bayiden birde fotospor kapsa köşeyi döneriz lann'' düşüncesinden yola çıktığına şüphe yok.Fakat yayınladıkları ''manifesto''nun içeriğinde kendi karakterlerini çok net bir şekilde ele verdiklerinden haberleri olmayacak kadar geri zekalı  bir basın kuruluşu bunlar.

''Ne idüğü belirsiz çarşaf çarşaf gazetelerinde yayınlayarak objektif habercilik değil,renk düşmanlığı yapanlara...'' Objektij habercilikten bahseden bir kuruluşun yayınladığı ''manifesto'' ortadaır.

''Gizli olması gerektiren belgeleri servis edenlere...'' 50 günlük süreç içerisinde gizli olması gerektiğine inandığı belgelerin kendi gazetesinde yayınlandığı gerçeğini ne hikmetse gözardı etmişler bu noktada.

''Fenerbahçeye önce küfreden sonra menfaati gereği çark eden medya maymunlaruna prim verenlere...''  Bu noktada yüksek ihtimal kendilerini tanımlamışlar.

''Topu görse karpuz sanan,futbol üstadı kesilen cahil-i cühelalara...''  Bu noktada kendi tanımlarını biraz daha pekiştirmişler.

''Milyonlarca taraftarı olan fenerbahçe sevdalılarıyla alay edenlere,aptal yerine koyanlara,gururu ile oynayanlara...'' İşte burada duralım.Çünkü bu ''manifesto''nun yayınlanma sebebinini çok iyi özetlemişler burada.İşte bu manşeti atmanın arkasında yatan neden bu.

Sanılacakki ben bu yazıyı yazdım çünkü ben bir fenerbahçe düşmanıyım.Aksine ben bu gibi kendisini gazeteci sanıp,ülkede ağaç israfından başka bir işe yaramayan bu sıçanların düşmanıyım..Ben bu gazetenin bu ülkedeki insanları salak yerine koymasını kabullenemiyorum.Başkalarının üzüntüsünden yola çıkarak kazanç sağlamaya çalışanları lanetliyorum.Biliyorumki bugün bunu fenerbahçeye yapan yarın galatasaray taraftarına da yapacak,beşiktaş taraftarına da yapacak.Çünkü onlar için önemli olan erdem,tarafsızlık,ilkeli yayın anlayışı değil.Onlar için önemli olan o gün gazetenin ne kadar tiraj yapacağıdır.

Bu biraz zekası olsa geri zekalı sınıfına girecek kitlenin gazetesi için onlarca ağacın feda edilmesi bu işin en acıklı yanı olsa gerek.Ama biliyorumki ''işte abi adamlar doğruları yazmış'' diyecek bir sürü insan çıkacak.İlhan Cavcav açıklama yaptığı zaman 'helal adama,doğruların peşinde'' diyecek bir sürü insan çıkacak.Fakat bu işin arkasındaki niyeti ne zaman anlayan çıkacak işte o zaman bu şerefsizlerin yatacak yeri olmayacak.

Manşetin linki burada

Legends Never Die! #15



''Cruyff bir futbolcudan çok daha fazlasıydı.Pele ve Maradona'nın aksine o bir futbol düşünürüydü.''
                                                                                                                           Simon Kuper


Büyüleyici oyuncu-Devrimci teknik direktör.Huzurlarınızda Johan Cruyff...


25 Ağustos 2011 Perşembe

Eto'o Transferi &Dünya Futbolunda Yeni Bir Miladın Başlangıcı


Abramovic'in Chelsea'yi satın alması ve dünya futbol piyasısının altını üstüne getirecek cinsten bonservis bedelleri ödemesi o dönem için bir dönüm noktasıydı.Hatta transfer piyasasınde bir oyuncunun bir Chelsea fiyatı birde normal fiyatı diye bir tabir çıktı.Tabiki fahiş bonservis bedelleriyle orantılı olarak artan yıllık ücretlerin durumu olayın diğer bir boyutu.Daha sonra bu yoldan Manchester City'de gitmeye başladı.Ve Ronaldo'nun 96 milyon avroya transfer olması ise bu işin zirve noktası oldu.

Bütün bu yazdıklarım futbolun son 10 yılında meydana gelen ekonomik reaksiyonlar.Gerek transfer ücretlerinin artışı gerekse yıllık ücretlerin artışı son 10 yıl içinde inanılmaz değişim geçirdi.Yıllık maaş tavanın 12 milyon avrolara,bonservis bedellerinin de 100 milyon avroya ulaştığı bu ortamda Eto'nun transferi fahiş şekilde yükselmiş olan bu tavanı daha da yukarı çekti.

Eto transferini sadece sıradan bir Çeçen takımının dünyanın en iyi beş forvetinden biri sayılabilecek bir adamı transfer etme çılgınlığından bir yana bu açıdan bakmak daha önemli.Evet Eto gibi bir oyuncunun Anzhi bir takıma gitmesi çok şaşırtıcı bir olay  olsada işin ekonomik çılgınlığı daha çok ağır basıyor bu transfer mevzusunda.

Yıllık 20 milyon avro gibi bir rakam alacağı konuşulan Eto böylece dünya futbolunda maaş tavanını 20 milyon avroya çıkarmış oldu.Bundan sonra dünya üzerinde yapılacak olan her transferde bu ilke göz önüne alınacak.

Eto transferi artık dünya futbolunda yeni bir miladın başlangıcıdır.Paranın bu denli hakim olduğu bir transfer daha önce hiç yapılmamıştı.Ronaldo 96 milyon avroya gitti ama gittiği kulüp Real Madrid'di.Veyahut Chelsea dünya futbolunda geçmişi olan bir kulüptü.Fakat Anzhi'nin bu hamlesi paranın günümüz futbolundaki gücünü çok net ortaya koyuyor.

Eto açısından bakacak olursak çok gıcır bir transfer.Kazanmışsın kazanacağın kadar başarı,kupa şimdide geleceğe yatırım yapma zamanı.Eto bu işin sonunda torunun torunun torununa yetecek kadar bile servet sahibi olur. Ha bu arada Anzh'nin son transferlerle takım değerinin de 105 milyon avroyu bulduğunu belirtelim.

Alınacak Çok Yol,Çıkarılacak Çok Ders Var


5 senedir şampiyonlar ligine katılamayan ve uzun süredir elit takımlarla mücadele etmeyen galatasaray için bu hazırlık kampı çok iyi oldu.Hem hazırlık dönemi açısından çok sağlıklı oldu hem de bu tip ekiplerle maç yapmayı unuttuğumuz şu dönemlerde biraz olsun içimizi ısıttı.

Bu tip takımlarla hazırlık maçının yapmanın en iyi yanı eksiğin gediğin neyse kabak gibi ortaya çıkmasıdır.Hele hele bugün dünyanın en iyi ikinci takımına karşı maç yapıyorsanız,beğendiğiniz bölgelerinde aslında ne kadar yetersiz olduğunu görürsünüz.Tıpkı bugünkü maçta olduğu gibi.

Günümüzün futbolunda sahada oynanan herhangi bir maçı kazanmak istiyorsanız muhakkakiyetle oyunun insiyatifini elinizde bulundurmalısınız.Liverpool maçını şöyle bir aklımıza getirirsek ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.O maçta tüm insayitif bizim elimizdeydi ve rakibe kabul ettirdiğimiz oyun üstünlüğü ile fark yapmıştık.Fakat daha sonra oynadığımız Olympiakos maçında rakip oyun üstünlüğünü bize kabul ettirdi ve mağlup olduk.Yalnız bugünkü maçta Madrid karşısında bir 5 dakikalık zaman diliminde bile oyunun hakimiyetini elimize geçiremedik. 90 dk mahkum oynadığımıız oyundan mağlup olarak ayrılmamız çok sürpriz sayılmasa gerek.






Arda'nın gidişinden sonra orta sahamızdaki akıl eksikliği çok bariz hissediliyor.Topu rakip kaleye taşıyıp,Baros'a servis yapabilecek oyuncumuz yok.Kazım sezona çok iyi başladı fakat ondan Arda performansı beklemek yanlış olur.Kaldıki öncelikle istikrar sorununu halletmesi gerek.Hücum noktasının sol ucuna yapılacak olan transferin önemi büyük.Bu noktaya yapılacak olan transfer geleceğimiz açısından çok mühim.

Liverpool maçından sonra Sabri'nin orta sahadaki rolünün uzun vadede sıkıntı yaratacağından dem vurmuştuk ki hem Olympiakos hemde Madrid maçları bunu bize daha net gösterdi.Selçuk-Melo-Sabri kombinasyonunda Selçuk'un üzerindeki yük muazzam.Eğer biz maç kazanmak istiyorsak Selçuk çok iyi oynamalı.Kötü olduğu dönemde onun kötü oyununu tolere edebilecek bir orta sahamız yok(Bkz. Olympiakos maçı).Melo ona yardım edebilir fakat o görevi yapamaz.Bu noktada Sabri'nin mevkisindeki elemanın rolü çok büyük.Sabri'nin de bu rolde bir oyuncu olmadığını düşünecek olursak o noktadaki sıkıntı büyük.Ben şahsen Eboue'nin o nokta için Sabri'den daha iyi olabilceğini düşünmeme rağmen bugünkü maçta onu hiç o bölgede görmedik.Bu tip çok üst düzey rakipler karşısında orta saha elemanlarınızın topa çok iyi sahip olması lazım.Rakibin presini kırabilecek pas akışını sağlamalısınız.Biz bugün o presi kıracak pas akışını 90 dk boyunca sağlayamadık.

Eboue'nin oynamasına rağmen Ujfalusi'nin bugün yine bekte başlaması ilginç.İnter,Liverpool,Olympiakos ve Madrid maçlarında Gökhan Zan'ın sürekli olarak onbir başlaması daha da ilginç.Umarım Terim düşündüğüm şeyi düşünmüyordur!Ujfalusi'nin bütün hazırlık maçlarındaki çok iyi sağ bek performasını hesabe katınca Servet'in yanına alınabilecek çok sağlam bir stoper takviyesinin hiçte fena bir fikir olmadığına kanaat getirdim.Eğer olurda Servet uzun süreli bir sakatlık geçirirse savunma kurgumuzun çökeceği çok aşikar.


Bütün bunların ışığında bu hazırlık maçının eksikerlimizi görme açısından çok iyi olduğunu söyleyebiliriz.Alınacak daha çok yolumuz olduğu gerçek. Daha yapılacak olan transferler var.Yinede 90 dk boyunca hiçbir şey ortaya koymadan,çok mahkum bir şekilde yenilmek düşündürücü.Real Madrid'in öldürücü presi karşısındaki orta saha zaafiyetiyemiz bizim asıl sorunumuzun neresini olduğu gösterdi bence.Zamanı ve gelecek olan transferleri hesaba kattığımız vakit daha iyiye gitmemek için bir sebep yok.O yüzden herşeyden önce Terim'in kafasındaki sistemi takıma oturması şart.

                                                               Real Madrid 2-1 Galatasaray

24 Ağustos 2011 Çarşamba

Padişahım Çok Yaşa!!!


Her gün ''daha kötüsü olamaz'' dedikçe,''yok abi bunun daha dibi olamaz'' dedikçe yanılıyorum.Hergün bu bilgisayarın başına geçtikçe ''skandal'' kelimesinin hafif kalacağı birçok olaya şahit oluyorum.3 Temmuz sabahından beri TFF,süper lig kulüp başkanları,ülkemizin önde gelen yazarları ve çizerlerinin itina ile türk futbolunun içine sıçma girişimleri konusundaki azimleri beni gerçekten çok şaşırtıyor.Bu öyle bir azimki yılmıyorlar,durmuyorlar,durdurulamıyorlar.Ellerini kollarını sallayarak,insanları salaka yerine koyarak son sürat devam ediyorlar.Ve ülkem insanına son bombayı da patlattılar.''Artık play off'lu bir ligimiz oldu,müjdemi isterim'' minvalinde bir açıklama ile beni bir kez daha şaşırtmış oldu azimleri ile TFF ve süper lig kulüp başkanları.

Şimdi burada oturupta ''5 büyük ligin hangisinde böyle bir uygulama var kardeşim'' diyerekten mevzuya ezbere girmeyeceğim.TFF bir ligin statüsünü değiştirmek gibi çok ciddi bir meseleyi ''ben karar verdim,oldu bitti'' diyerekten bizim önümüze sundu.Sebep?Çünkü bizim ligimizde Tanrı mertebesine yükselmiş olan kuruluşumuz Dijitürk böyle istedi.Amaçları ise ertelenen ligden doğan zararı play off çerçevesinde daha fazla maç yaptırarak para kazanmak.TFF başkanımıza göre ise sebep futbolu daha cazip hale getirmek.Tabi yerseniz....

Play off kararının çağ dışılığından ziyade benim dikkatimi yayıncı kuruluşun etkinliği çekti.Türk futbol tarihinin en zor döneminde ligin statüsü gibi çok hassas bir kararı yayıncu kuruluş böyle istedi diye vermek bizim ne kadar acınası halde olduğumuzu gösteriyor.Türk futbolunun bu kadar hassas olduğu bir dönemde futbolumuzun geleceğini yayıncı kuruluşun insayatifine bırakırsanız bugün play off oynarız yarında 2 puanlı sisteme geçeriz.

Bugün Dijitürk'ten gelecek olan paraya o kadar muhtaç olan kulüplerimiz varki yayıncı kuruluş ne isterse ''padişahım çok yaşa'' diyorlar.Çünkü hesapsız,plansız yapılan eylemlerin sonucunda borç paçadan akınca sağdan soldan gelecek olan üç kuruş paraya muhtaç oluyorsunuz.Bugün galatasaray 300 milyon doların üstünde borcu olmasına rağmen Forlan'la,Drogba'yla ilgilenecek cesareti kendinde bulabiliyorsa ve bu adamlara yıllık 5-6 milyon avrolar teklif edebiliyorsa sırf yayıncı kuruluştan gelecek olan paraya güvenerek yapıyor.Keza bütün takımlar için de bunu söyleyebiliriz.Böyle bir çarkın içinde siz yayıncı kuruluşu Tanrı mertebesine yükselttiğiniz vakit türk futbolunun can çekiştiği şu dönemde bu oyunun geleceğini düşünmek yerine paranın geleceğini düşünen hamleler size bir şekilde yaptırılıyor.

Artık öyle bir noktaya geldikki futbol olarak şöyle kabaca bir 20 yıl geriye gittik desem yanlış olmaz.Yakın zamanda lig şampiyonumuzun da şampiyonlar liginde ön eleme oynaması çok muhtemeldir.Öyle bir dönem yaşadık ve yaşamaktayızki bundan sonra bu ülkede futbolun dışında herşeyin ama herşeyin konuşulacağı bir zemin oldu.Zaten ben kendimi bildim bileli bu ülkede futbolun konuşulmadığını düşünücek olursak şu son yaşananlardan sonra vah bizim halimize demek geliyor içimden.Artık Ercan Saatçi gibi holiganik yazarların çok sattığı,Telegol gibi programların çoğaldığı bir futbol ortamı bizleri bekliyor.Alpay'ın bu yaşanan olaylarla ilgili bu blogda yazılan ilk yaznın başlığında dediği gibi:gerçkten türk futbolunun hak ettiği bu olsa gerek.Yoksa gerisi bizi paklamaz...

21 Ağustos 2011 Pazar

Dünya Futbolunun Kuleleri


Ömer Üründül abimizin söylemiyle ''pivot santrfor'',ingilizlerin söylemiyle ''Target Striker''.Bundan bir 10-15 sene kadar önce her takımın olmazsa olmazlarıydı.Her kadronun içinde illaki bir ''kule'' bulunurdu.O zamanlar futbolda Barcelomania akımı olmadığı için topu yerden oynama takıntısı da yoktu.Şimdilerde nasıl her takıma bir Xavesta lazım diyorsak o zamanlarda her takıma bir ''kule'' lazımdı.Bugün yavaş yavaş günümüz futbolundan silinmeye başlamış olan dünya futbolunun kulelerini şöyle bir anmak istedim.Eksik olur fazla olur bilemem.Bu isimler benim ''küçük'' beynime kazınmış kulelerdir şimdiden söyleyeyim.

-KENNETH ANDERSON:


1.94'lük İsveçli kule 1994 dünya kupasında attığı 5 golle ülkesi İsveç'i dünya üçüncülüğüne taşıması ile biz türklerin radarına girdi.O zamanlar Aziz Yıldırım'ın ısrarla onu transfer etmek istemesiyle başlayan hikeye onun fernerbahçe formasını giymesiyle başka bir boyut kazandı.Kariyerinde 11 farklı kulüp forması giymesine karşın ''kule'' meziyetlerini en iyi sergilediği topraklar burası olmuştur.Fenerbahçe Mustafa Denizli yönetiminde şampiyon olurken Anderson hem attığı hem attırdığı gollerle ''bir kuleden daha fazlası'' olduğunu ele güne göstermiştir.

-JAN KOLLER:


2.02'lik boyuyla ilk bakışta bir insan yarmasını andıran Koller dünya futbol tarihinin en şahane kulelerinden biridir.Uzun boyuna rağmen sahip olduğu teknikle türevlerinden ayrılan Koller o zamanlar futbol sahalarının Yao Ming'iydi desek yanlış bir benzetme yapmış olmayız sanırım.Çek milli formasıyla çıktığı 90 maçta 55 gol atarak milli takımının en golcü ismi olmayı başaran Jan Koller Euro 2008'deki Türkiye maçında da bizlere çok zor anlar yaşatmıştı.Euro 2004 gol kralı olan Milan Baros onun ''kafasına'' çok şeyler borçlu.

-DARKO KOVACEVİC:


Her ne kadar kendisini bu listeye birazcıkta olsa Nihat Kahveci kontejanından alıyor olsakta Kovacevic'te bu sahaların gördüğü önemli kulelerden biriydi.Nihat Kahveci ile kurdukları ''telepatik'' ilişki ile sıradan bir Bask takımı olan Real Sociedad'ı dönemin Galaktikos'u olan Real Madrid ile oldukça sıkı bir şampiyonluk yarışına sokmuştu.Bazen tek yapması gereken topu Nihat'ın ayağına indirmek olan Kovacevic daha sonraki kariyerinde ikinci bir Nihat'ını bulmayınca yavaş yavaş unutuldu gitti.

-HAKAN ŞÜKÜR:


Futbolculuğu dışında herşeyine laf edebileceğim bir isim olan Hakan Şükür tartışmasız bu ülkenin gördüğü en nadide kuleydi.Kariyeri boyunca çıktığı 709 maçta 334 gol atan Hakan Şükür;buna rağmen hiçbir zaman bu ülkede herkesi tam anlamıyla tatmin edememiştir.Türkiye ligi tarihinin de en golcü oyuncusu olan Hakan Şükür gerek milli takım düzeyinde gerekse kulüp takımı düzeyinde kazandıkları ile bu ülkenin unutulmazları arasına girmiştir.Bir dönem milli takımdaki yegane taktiğimizin Hakan Şükür'e uzun oynamak olduğunu düşünürsek bu ülke için zamanında ne kadar önemli olduğunu bir nebze olsun anlayabiliriz.Yıl 2011 olmuş ve hala ''Hakan Şükür tarzı pivot santrforumuz'' yok serzenişleri duyduğum ülkem inasnına bir selam çakmak boynumun borcudur.

-TORE ANDRE FLO:


Futbol tanrıları tarafından estetik oynama özelliğinden mahrum bırakılmış Norveçliler için Tore Andre Flo adeta bir nimetti.Yeteneksizliklerinde ötürü her daim uzun top oynamayı şiar edinmiş Norveç futbolu için artık bu taktiğe anlam katacak bir ismin gelmiş olması onları uluslararası areneda korkulan bir ekip haline getirdi.1.93'lük kule uzun boyu ve üstün oyun zekası ile kule klasmanında fark yaratan bir isimdi.Hala futbol oynayan 38'lik ihtiyar delikanlı Flo,kule forvetler sınıfının nadide parçalarından biriydi.

-NİALL QUİNN:



Alın size Flo'nun İrlandalı versiyonu.Niall Quinn dünya futboluna kafa topuna vurmanın bir sanat olduğunu göstermiş isimlerden birisidir.Sıçrama gücü,zamanlaması ve çevikliği ile her hava topunu sanki kafasında bir mıknatıs varmışçasına çeken Quinn;bu sayede Sunderland'de oynarken Kevin Philipps'i gol kralı yapmıştır.Futbolculuğunun yanı sıra karakteride ile de gönülleri fetheden Quinn kule tarihinin eşsiz parçaları arasında yerini çoktan almıştır.

-EMİLE HESKEY:


Nedenini bilmediğim bir sevgi ve semapati beslediğim Emile Heskey'i neden buraya aldığımı inanın bende bilmiyorum.Bazen futbol dünyasına sadece mücadele etmek için gelmiş olduğunu ciddi ciddi düşündüğüm bir isim olan Heskey,gol atma konusunda o kadarda becerikli bir isim değil.Ömer Üründül abimizin sevdiği şekilde ''sırtı dönük top alma becerisi'' ile 2010 dünya kupasında Capello'nun medet umduğu Heskey bu sayede hayatının volesini vurmuş oldu.Capello'nun ''Rooney'e top indirdi,başka ihsan eylemez'' taktiği de tutmayınca,kule forvetlerin uluslararası arenadaki yok oluşuna tanıklık etmiş olduk böylece.

-ANDY CARROLL:


Dünya futbolundaki kule forvetlerin son mamülü.35 milyın sterlinin bu adama neden verildiğini hala anlamasamda onun Liverpool'daki performansı kule forvetlerin kaderini belirleyecek.Eğerki olurda Carroll Liverpool'da hayal kırıklığı yaratan bir performans ortaya koyarsa bizede helva kavurup,Kule Forvetlerin ruhuna El Fatiha okumak kalır.Fakat olurda çok pırıltılı bir performans ortaya koyarsa işte o zaman dünya futbolunda tekrardan ''kule forvet'' akımı başlayabilir.İşte ozaman bu listeye daha çok isim eklenir.